|
DENGELİ BESLENME
BESİNLER
Canlıların
hayatlarını devam ettirebilmek için dışarıdan ağız yoluyla aldıkları
her türlü yiyeceğe “besin” diyoruz. çocukların büyümesi, organların
çalışması, eskiyen hücrelerin yenilenmesi, günlük faaliyetlerimizi
yürütmek için ihtiyaç duyduğumuz enerji hep besinler yoluyla temin
edilmektedir.
Besinler,
taşıdıkları ana maddeler yönünden altı grupta toplanmaktadır.
1. Karbonhidratlar:
Temel
maddesi nişastadır. Selüloz ve şeker bunu takip eder. Nişasta
da aslında bitkilerin depo şekeridir. Selüloz, insan vücudunda
sindirilemediği için gereksiz bir karbonhidrat sayılıyordu. Ancak
“medeniyet hastalıkları” ortaya çıktıktan sonradır ki, selülozun
(meyve posası ve tahıl kepeği) değeri anlaşılabilmiştir. Bir adı
da “posa” olan selüloz maddesi barsakların çalışmasında regülatör
gibi vazife almakta, fazla yağların ve zehirli maddelerin vücuttan
atılmasını sağlamakta; ayrıca kabızlığı önlemektedir. Kan dolaşımında
yer alan ve hücrelerin en önemli yakıtını teşkil eden glikoz,
bir şeker maddesidir. Kandaki glikoz oranı, beyin ve sinir sistemi
için hayati bir öneme sahiptir. Bu sebeple; karaciğer bir miktar
glikozu (glikojen şeklinde) depo ederek; ihtiyaç anında kana vermektedir.
Günlük
enerji ihtiyacımızın hemen yarıya yakınını karbonhidratlardan
sağlarız.
2- Yağlar:
Kaynaklarına
göre hayvani ve nebat” yağlar diye ayrıldıkları gibi; yapılarında
bulunan karbon atomlarının doymuşluk derecesine göre de katı ve
sıvı yağlar diye ayrılırlar. Tereyağı, tabii halde doymuş karbon
atomları bulundururken; margarinler, bitkisel yağların fabrikalarda
suni olarak hidrojen atomlarına doyurulması sonunda elde edilir.
Bu yüzden, sıvı haldeki bitkisel yağlar (ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı)
sağlık yönünden daha faydalı kabul edilmektedir.
Yağlar,
enerji kaynağı olmaları yanında, hücre zarlarının da temel maddesidirler.
Ayrıca, yağda eriyen vitaminlerin bağırsaklar tarafından emilmesini
ve sinirlerin etrafında “miyelin” adı verilen kılıfı teşkil ederek
haber iletiminin aksamamasını temin ederler.
Günlük
enerjinin yüzde otuzuna yakınını yağlardan sağlarız.
Dikkat:
Aşırı şekilde alınan karbonhidrat ve şeker, vücutta depo edildiğinden
“şişmanlık” dediğimiz metabolizma bozukluğuna yol açmaktadır.
Fazla yağın bir miktarı da kana karıştığından “dolaşım bozuklukları”nın
başında yer alan “damar sertliği” yapmaktadır.
Uzmanlar,
alınan günlük yağ miktarının 80 gramı aşmaması gerektiğinde birleşmişlerdir.
3- Proteinler:
Vücudumuzun vazgeçilmez yapı taşları hükmünde olan enzimler ve
hormonlar birer protein maddesidirler. Hücre çekirdeklerinde yer
alan aminoasitler, her insanı diğerinden ayıran özellikleri genetik
olarak kodlamada kullanılırlar. Bu aminoasitler, mide ve barsaklarda
emilen proteinlerin enzimlerle parçalanması (sentezi) sonunda
elde edilirler.
Et,
süt, yumurta gibi hayvani gıdalarla; soya fasulyesi, mercimek,
nohut ve kuru fasulye gibi baklagiller protein aldığımız başlıca
besinlerdir.
Proteinler,
çocukların büyümesinde, eskiyen hücrelerin yenilenmesinde, yaraların
iyileşmesinde görev alan çok önemli besinlerdir.
4- Vitaminler:
Metabolizma olaylarında katalizör ve düzenleyici olarak görev
yaptıkları tahmin edilen vitaminler, A, B, C, D, E ve K vitaminleri
olarak isimlendirilir. Süt, süt ürünleri, et, yumurta, unlu gıdalar,
yağlar, meyve ve sebzeler besin olarak alınırken; aynı zamanda
vitamin ihtiyacı da karşılanmış olur.
Dikkat:
Vitaminler mutlaka tabii beslenme yoluyla alınmalı; suni vitaminlere
itibar edilmemelidir. Vitamin hapları ve iğneleri aldatmacadan
başka bir şey değildir. Fazla alınmaları halinde zehirli tesirleri
bile vardır.
5- Mineraller:
Vücutta metabolizma olaylarının vazgeçilmez maddelerinden biri
de minerallerdir. Maden tuzları ve suda erimiş iyonlar halinde
hücrelerde yerleşen mineraller, ısı ve elektrik iletiminin temel
maddesidirler. Na, K, Mg, Ca, Kl, PO4, SO4 bunların başlıcalarıdır.
Fe, Ca, P, Co gibi minerallerle; “eser elementler” adı verilen
çinko, bakır, kobalt, iyot, flor, kalsiyum ve arsenik gibi çok
az miktarda bulunan mineraller metabolizma hastalıklarının tedavisinde
kullanılmaktadır.
Sağlıklı
ve dengeli bir beslenmede mineral eksikliği mevzubahis değildir.
6- Sular: Su ihtiyacımızın büyük bir kısmını “şehir suyu”
dediğimiz normal su ile karşıladığımız gibi; meyve ve sebzelerle
de bir kısım su ihtiyacımızı karşılarız. Su, kanımızın sıvı kısmını
teşkil eden; hücre sitoplazmasında yer alan vazgeçilmez temel
maddemizdir. Susuz hayat düşünülemez. Vücut için gerekli olan
minerallerin bir kısmını yine su içinde erimiş olarak alırız.
|